Yedigöller kamp rehberi arayışınız için geldiyseniz çok doğru yerdesiniz. Yedigöller’e defalarca kez gelmiş olmama rağmen hiç kamp yapmak nasip olmamıştı. Eşimle yaptığımız Ramazan Bayramı tatilini değerlendirme fikrimiz Yedigöller’de kamp yapmaya çıktı. Kamp planımızın hemen ardından sizler gibi bende internette araştırmalara başlayıp faydası dokunabilecek tüm şeyleri topladım. Ama buraya gelince internet ortamında okuduğum bilgilerin ya değiştiğini yada farklı olduğunu gördüm. Ve sizlere faydası olabileceğini düşündüğüm Haziran ayında yaptığımız kamp maceramızı özetledim. 2019 senesinde Yedigöller’e gidecekseniz ve kamp yapmak istiyorsanız bu rehber size çok yardımcı olacaktır!

1. Gün: Yolculuk & Kampa Hazırlık

Yedigöller’in tarihçesinden bahsetmeyeceğim. Çünkü bende kesin bir tarihine ulaşamadım. Farklı söylentiler var (internette yapacağınız araştırmalarda kolayca söylentileri duyabilirsiniz). Söylentiler diyorum çünkü belgelenmiş bir tarihine malesef biz ulaşamadık (siz ulaşırsanız benimle paylaşabilirsiniz hemen güncellerim yazımı :)). Kesin olan ise Vikipedi üzerinde de yayımlanan temel tarihçesi:

“Batı Karadeniz Bölgesinin oldukça engebeli bir yöresinde bulunan Millî Parkta heyelanın oluşturduğu göller “Orman Denizi” ni andıran zengin bitki örtüsü göllerde yaşayan alabalıklar ve bu değerlerin yarattığı rekreasyon kullanım potansiyeli ana kaynakları oluştururlar. Genellikle yer yapısı serpantinlerden ve volkanik kayaçlardan oluşan sahada zaman zaman göçük yer hareketleri sürüklenmeye hazır arazi yapısı, göllerin meydana gelmesini hazırlayan başlıca faktörlerdir. Göller, kayan kitlelerin, vadilerin önlerini kapaması sonucu arkada suların biriktiği set gölleridir. Bunlardan bazıları dip kaçakları ile birbirine bağlantılıdır.”

Vikipedi

Ayrıca faydası olması adına Vikipedi’den jeolojik konumuyla ilgili şunu da kenara koymakta fayda var:

“Yedigöller Millî Parkı, Karadeniz Bölgesinde Bolu ilinin kuzeyinde Zonguldak ilinin güneyinde Düzce ilinin doğusunda yer alan Millî Parka Bolu İli Mengen ilçesinden ulaşım mümkündür. Ayrıca Ankara-İstanbul karayolunun 152inci km’sinden Yeniçağa ve 190 km’sindeki Bolu ilinden kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu-Yedigöller güzergahı karla kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa-Mengen-Yazıcık üzerinden yapılır. Her iki yolun da yaklaşık 30 km’lik bölümü stabilizedir. 2015 Sonbahar aylarında Bolu ilinden kuzeye ayrılan yol yapım tadilatının ilk etabı bitirilmiş yol ulaşıma açılmıştır. Bu yolu kullanan sürücülerin dikkatli olması gerekmektedir.”

Vikipedi

Yola çıkalım artık. Yedigöller’e başlangıç noktamız Ankara’ydı. Otoban üzerinden (otobana girmeden de gelebilirsiniz) yaklaşık 2 saatte Bolu’ya varıyorsunuz. Dikkatinizi çekerim ki Yedigöller’e değil (Yedigöller, Bolu şehir merkezinden sonra 1 saatlik bir sürenizi alacak ve mideniz hassas ise bu yol sizin canınızı fazlasıyla sıkabilir). Engebeli ve bol virajlı yola mümkünse evhamlı arkadaşlarınızı götürmeyin :). Neyse, Bolu şehir merkezine vardıktan hemen sonra var ise tüm eksik gereksinimlerinizi mutlaka giderin. Faydası olması adına aşağıdaki kamp ihtiyaç listesi işinize yarayabilir:

  • Yağışlı havalara en az 1 saat dayanabilecek çadır,
  • Uyku tulumunuz (geceleri hava serin oluyor ben kendi yorganımı getircem derseniz de tabiki sorun yok :)),
  • Temel piknik malzemeleriniz (çataldır, bıçaktır, tuzluktur, biberliktir, peçetedir, ıslak mendildir, bidondur, mangaldır, odundur, kömürdür vs.),
  • Kalacağınız süre boyu yemek ihtiyacınızı karşılayacak mümkünse sıcaklıktan bozulmayacak gıdalar (kendiniz kolayca planlayabilirsiniz, 3 günden fazla kalacak iseniz mutlaka konserve tarzı kullanmaya özen gösterin veya patates götürebilirsiniz),
  • Isınma ihtiyaçlarınız için odun veya kuru ot toplamak isterseniz balta,
  • İsterseniz masa ve sandalye (burada mevcut ağaç piknik masaları var ama yağışlı bir zamanda gidecekseniz kendi masa sandalyelerinizi götürün),
  • Aydınlatma ışıkları (talebinize göre),
  • Talebinize göre diğer istekleriniz veya benim yazmayı unuttuklarım 🙂

İhtiyaçlarınızı eve çıkmadan almayı unuttuysanız size tavsiyem buraya gelmeden Bolu’da gereksinimlerinizdeki eksiklerinizi tamamlamanız! Bunun için son şansınız Bolu’nun merkezindeki marketler (A101, BİM ve CarrefourSA yolunuzun üzerinde Bolu’da mevcut ve Yedigöller’in meşhur çift şeritli dar yollarına girmeden hemen önce buradan ihtiyaçlarınızı ekonomik bir şekilde tamamlayabilirsiniz)!

Yedigöller yolunuz üzerinde 3 farklı (belki de daha fazla bizim keşfedemediğimiz) seyir terası mevcut. Bu seyir teraslarında durup 5 dakika mola verebilirsiniz (gayet güzel ve bakılası yerler). Mavi ve yeşiliyle sizi resmen hayran bırakacak! Şanslıysanız yer yer bulutların arasında gezineceksiniz :).

Yedigöller Kamp Rehberi
Seyir terasından çekmiş olduğum bir görüntü

Yedigöller Milli Parkına akşam saat 8 civarı girişimizi yaptık. Normalde girişler ücretli fakat bu saatte görevliler kalmadığı için ücretimizi ödeyemeden içeriye girdik (kapıları kitleme vs gibi bir durum yok). Giriş ücretleri:

Yedigöller Milli Parkı Ücret Tarifesi

Girişinizi yaptıktan hemen sonra Nazlı Göl’de veya biraz daha aşağıdaki Büyük Göl’de kampınızı kurabilirsiniz. Nazlı göl kamp alanı günübirlikçilerden (hemen günübirlikçiler diye ayrıma başladık :)) biraz daha sakin ve araçlardan uzak olduğu için daha sessiz. Kafa dinlemeye geldiyseniz önerebilirim. Ama Büyük Göl’de markete daha yakın, kalabalık ve aracınızı hemen dibinize park edebilirsiniz. Kalabalıksanız, eşyanız çoksa veya aracım dibimde olsuncuysanız önerebilirim. Velhasıl girişimizi yaptıktan hemen sonra hava kararmadan yerimizi belirledik. Belirlediğimiz yer hem lavaboya hemde suya yakın bir yer oldu (çokta iyi bir komşuya sahip olduk kampta :)). Ortalık biraz kalabalıklaşmaya başlamış (malumunuz 9 günlük Ramazan Bayramı tatili) ve bulunduğumuz noktada en son yerlerden birini de biz kapmış olduk. Hemen çadırımızı kurmaya başladık ve 10 dakika içerisinde çadırımızı hazırlamış olduk.

Buda bizim çadırımız

Acıkan karnımızı doyurmak için yanımıza aldığımız mangallıkları bir çırpıda yapıverdik (Bolu merkezde Gölyüzü kasabı var oradan 2 seferdir alışveriş yapıyoruz etleri mükemmel lezzetlidir, fiyatları uygundur, tavsiye edilir). “Ne mangalı?” diyebilirsiniz. Akşam 7 buçuk 8’den sonra (görevliler bölgeyi terkettikten hemen sonra :)) ateş yakmak sadece ısınmak için serbest (sabah 8 buçuğa kadar sorunsuz yakabilirsiniz). Fakat herkesin bu ateşi yavaştan mangala kaydırdığını göreceksiniz ve sizde ortama uyum sağlayacaksınız. Aslında Milli Parklar yönetimi ortamı çok güzel işletiyor. Ve bu işletme sürecinde en çok değer verdikleri şey ateş kavramı! Çünkü ortamın jeolojik konumu sebebiyle (1500 rakım ve resmen bulutların içindesiniz) yaktığınız ateşin dumanı bölgeyi malesef terkedemiyor ve bu duman kendisini gölün üst yüzünde ince bir yağ tabakası olarak bırakıyor! Bu da su altındaki canlıların oksijensiz kalarak yaşamasını elinden almak demek. Bu sebeple burada yaktığınız ateşi ve mangalı yaparken bir kere daha düşünün! Çünkü burası gerçekten cennet ve eğer herkes mangal yakıp sürekli doğada tahribatlara devam edersek maksimum 10 sene içerisinde burada yapılan “Vahşi Yaşam ve Doğal Yaşamı Koruma” projesi başarısız olacak ve bizden sonraki nesile Yedigöller’i bu haliyle bırakamayacağız. Gece olduğunda boşta ateş varili bulamadığımız için mangalımınızın üzerinde yaktığımız çalı çırpı ile ısındık. Size tavsiyem Yedigöller’e gittikten sonra mutlaka ama mutlaka hızlıca boş bir ateş varili bulun. Doğamızı korumak ile ilgili uyarımızı da yaptıktan hemen sonra bu günümüzü sonlandırıyoruz :).

2. Gün: Dinlenme & Gezi

2. güne erkenden uyandık (cıvıl cıvıl kuş sesleri ve ormanın o eşsiz rüzgar sesi eşliğinde) ve gece boyu kesintisiz güzel bir uyku çektik (malzemelerimiz güzeldi ve ortam sıcaklığından pek etkilenmedik, tulumlarımızı ve çadırımızı Shotline‘dan satın aldık, size de önerim fiyat performans açısından kaliteli ürünler bulabilirsiniz buradan). Biz biraz geç uyandık o yüzden yanımızda getirdiğimiz aperitif kahvaltılıklar ile öğünümüzü geçirdik (sabah saat 8:30’dan sonra ateş yapmak kesinlikle yasak ve görevliler sürekli gezmekteler, uyarma zorunlulukları yok ve direk ceza yiyebilirsiniz). Görevliler gezerek bizi buldular ve çadır kurduğumuz için kalacağımız gece sayısını sordular. Kalacağımız gece sayısını söyleyerek ödememizi yaptık (gelen görevliler değişebiliyor makbuzunuzu kaybetmeyin, ayrıca öğrenciler ve engelliler için 50% indirim var ve 1 Haziran sonrası tüm fiyatlarda 100% fiyat artışı olmuş). Gezimize başlamadan önce Yedigöller’de yer alan göllerin krokisi işimize çok yaradı:

Yedigöller Kamp Rehberi
Yedigöller Krokisi

Ardından Yedigöller’in güzel doğasıyla iç içe gezintimize başladık. Milli Parkta adım attığınız her yerde hakim bitki örtüsü kayın ağaçları koyu, güzel ve yemyeşil bir tabiat yaratmış. Ayrıca meşe, gürgen, kızılağaç, karaçam, sarıçam, köknar, karaağaç, ıhlamur ve porsuk gibi değişik tür ağaçlar da görülmektedir (Vikipedi’den alıntıdır). Geziniz sırasında ağaçların kenarlarında ağaçkakanları görmeniz mümkün. Ayrıca benim en sevdiğim hayvanlardan olan sincapları da görebilirsiniz. Milli parklar yönetiminin etkili koruması ile parkın içerisinde ve yakın çevresindeki sahalarda geyik, karaca, ayı, yabani domuz, kurt ve tilki türleri de mevcut (biz göremedik ama kurt seslerini gece duyabilirsiniz). Ve eğer şanslıysanız göllerin içerisinde kafasını suyun dışarısına dimdik çıkarmış su yılanlarını da görebilmeniz mümkün. Şuraya da çadır evimizin resmini koyalım:

Çadır evimiz 🙂

Buraya çektiğimiz resimleri çok fazla koymak istemedik. Çünkü gidip yerinde görmeniz gereken güzel bir yer. Hele ki fotoğrafçılık ile ilgileniyorsanız mutlaka arşivinize almanız gereken harikalardan. Akşam yaklaşınca odunumuzu topladık ve bulduğumuz ateş varilinde bir güzel ısınma ateşimizi de yakmış olduk (günübirlikçilerde gidince sadece doğanın o huzur veren sesi ve siz oluyorsunuz). Kendinizi ikinci günün gecesi oranın yerlisi gibi hissetmeye başlıyorsunuz :). Gezimizi bir güzel tamamladıktan sonra çadırımızda ertesi gün yolculuğumuz için uykumuza geçtik.

3. Gün: Dönüş Başlıyor!

Doğası ve temiz havası için geldiğimiz Yedigöller’den dönüş için eşyalarımızı toplayarak yola çıktık. Yedigöller’in o meşhur yollarında kenarlara kurulmuş güzel manzaralı yeme yerlerinde durabilirsiniz (2 farklı yerde durduk ve fiyatlarda 5-10 TL farklar gördük). Sucuk ekmek ve süt mısırı yemenizi öneririm (sucuk ekmeğe bir yerde 15 TL bir yerde 22,5 TL ödedik, ama süt mısırı her yerde 4’er TL idi). Yanınıza nakit para alın çünkü hiçbir yerde kart geçmiyor. Yol boyunca son oksijenlerimizi içimize çekip Yedigöller’den hasret ile Ankara’mıza döndük :). Şu resimleri de yazımıza ekleyelim (belki kullanmak isterseniz diye yüksek çözünürlüklü halleriyle paylaşıyorum) 🙂

Sohbete katılın

2 yorum

  1. Eline sağlık başkan. Bizde düşünüyoruz yaza doğru.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir